2kadin.com üyelik girişi
2kadin.com En iyi Kadın Portalı
2kadin.com En iyi Kadın Portalı
Ana Sayfa - 2kadin.com Güncel - 2kadin.com Güzellik - 2kadin.com Moda - 2kadin.com Röportaj - 2kadin.com Astroloji - 2kadin.com İlişkiler - 2kadin.com Sağlık - 2kadin.com Kim bu 2kadin? - 2kadin.com İletişim - 2kadin.com
Sevişmek ve seks farklı şeyler mi
Burçlara göre güzellik
Güzellik için pratik bilgiler
Kadınları mutlu etme sırları
Anket :

Çocuk mu? Kariyer mi?
Her kadın anne olmak ister mi? Yoksa bazı kadınlar patron olmak için mi doğdu?
2kadin.com anketinde

<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
Cihan Hatipoğlu
 

Yol bitti ve ben gitmeyi öğrendim!



Radyoda Candan Erçetin “Git” derken…
Gel- Git lerimin sonuna geldim!

Yol bitti ve ben; gitmeyi öğrendim!

“ Git, iş işten geçmeden git, çok geç olmadan vakit…
Günahıma girmeden, katilim olmadan git”*


Cemal Safi

“Git” kelimesiyle başladı hiç bitmeyecek sandığım yolcuğum…
yolun sonunu o gün görebilseydim;
git demene vakit bile bırakmadan kaçardım!

“ Git” dedin.
Hepsi bu. Neden? Kiminle? Nereye? …
O günlerde hiç bilemedim.
Nereye varacağımı kestiremeden ve hiç istemeden çıktım o kapıdan.
Çok uzun süre arkama baktım, duyduğum o kelime kulaklarımda yankılandı durdu.
Aslında çok uzun süre gidemedim istediğin yere…
İş işten geçmemiş, çok geç olmamış mıydı? Git dediğinde…
Katilim olmadan mı göndermiştin beni?
Asla!
Günahıma girmiştin çoktan ve anlattıklarımla da asla günahını almış olmayacağım.

Seninle geçen en şiddetli kavgalarda bile sesimi yükseltemeyen, seni kırmamak adına söyleyeceklerini kâğıtlara döküp rahatlayan ve o kağıtları asla sana gösteremeyen bendim. Gönderilmemiş onca mektubumda seni üzmemek için,sana söylenmemiş onca sözü ben sakladım. Sen ise soğukkanlı bir katilden bile daha acımasız bir kere de söyleyivermiştin;

-“GİT!”

Cümle içinde kullanımı kadar basit bir anlam taşımasını, sadece önemsiz bir yüklemden ibaret olmasını çok isterdim. Ama başı - sonu belirsiz bu içi nefret dolu YÜK-lemi taşıyacak kadar güçlü değildi o zamanlar omuzlarım. O kelime, o tüm belirsizlikleri içinde taşıyan “Git” katilim olmaya yetmişti…

Gitmiştim… en azından sen gittiğimi sanıyordun ama ben sadece yerimde sayıyordum!
Kaçtıkça, gitmek istedikçe çıkmaz sokaklarda cevapsız sorular peşimden kovalıyordu…
Hiç durmadan aralıksız ağlarken, duvarları yumruklarımla kanatırken “Neden” diye haykırmaktı tek yapabildiğim..

Günler geçti, soruların cevapları bir bir yüzüme vurulmaya başladı. O cevapların bu kadar iğrenç olabileceğini önceden bilebilseydim, öğrenmek için çırpındığım, durmadan sürüklendiğim bilinmezlikler içinde her şeyden bi’haber kalmayı yeğlerdim.

Aldığım tüm cevapların içindeki nefreti algılamayacak kadar büyük sevgim inatla reddediyordu tüm gerçekleri. Sımsıkı gözlerimi yumup çok uzun süre saklandım herkesten. Gerçekleri kabullenen, benim reddedişimi acıyarak seyreden herkesten.
Gözyaşlarım akmaya devam ediyordu hala… ama artık gizli saklı köşelerde çıt çıkarmadan damlıyordu yastığıma.

“Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.” *


Yolculuk devam ediyordu ..
gitmeye başlamıştım ciddi ciddi …
ve o günlerde öğrenmiştim gerçeklerle yüzleşmeyi.
Yaşanan tüm olayları tüm iğrenç detaylarıyla kabullenmiştim artık. Gözyaşlarım dinmiş, yerini mide bulantılarına bırakmıştı. İğrenerek öğreniyor ve bir bir cevaplıyordum soruları. Yerinde sayan ,sonra geri geri giden adımlarım yüzleşmeyi öğrendikten sonra hızlanmıştı. Çözdüğüm her düğüm diğerini için yol gösteriyordu.

“Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!” *


Gerçek acıtırdı. Bunu zaten biliyordum.
Ama yalanın bu denli mide bulandırıcı olduğunu o günlerde öğrendim.
Sinsice oyunlarla bezenmiş yalanlar, kalleşlik ve ahlaksızlık bir sinema filmi titizliğiyle kurgulanmıştı.
Hayatımı adadığım kişilerse en usta aktörleri kıskandıracak bir yetenekle oynamışlardı…
Her şeyden bi’haber olan ben; hayatımın hiçbir döneminde bu filmin başrolünde olacağımı düşünmemiştim. En azından senden asla gitmeyi düşünmediğim zamanlarda.
Artık ne senaryolar, ne korku filmleri var kafamda ben bile ürküyorum kendimden.
Yazan da Ben’im yöneten de. Başrol de: ‘tabiî ki Ben’im’.

Kendi senaryom başlamıştı ve artık gitmiştim. Hatta ona gitmek denmez, bunca şeyle yüzleştikten sonra arkama bakmadan kaçmıştım.

Gitmek için çok geç kaldığımı bana göstermeyen o perde çoktan kalkmıştı gözlerimden.
Dişlerimi yine sıktım uyurken yaptığım gibi, hani o sevmediğin gibi. Hatta belki daha da çok. Uyanır gibi, hiç uyumamış gibi, yeniden doğar gibi…

Sustum bilerek, düşündüm , sorguladım ,kabullendim görerek.
Yaptıklarının hepsini avucumda biriktirip bir kere de attım ağzıma. Suya bile gerek kalmadı yutmam için, yutkundum sadece ve…
Gittim; bu defa gerçekten isteyerek!

Gerçekten gittiğim o gün buldum beni ben yapacak gerçeği.
Her şeyin cevabını bulmuştum ya, peki bunca zaman uykusuz bırakan, aylarca ağlatan, duvarları yumruklatan çıkmazlarım, içimi kanatan her şey… bunları yaşadıktan sonra ne vardı beni bekleyen? Bu sorunun cevabıyla açıldı tüm kapılar, önümdeki tüm engeller kalktı. Bunları yaşamanın karşılığını elbet alacaktım.
Hatta belki de tek başıma olmayacaktı. Benim bunu anladığım gün, tıpkı o gün çıktığım kapı gibi bir yerlerden başka biri yanıma gelmek için yola çıktı belki kim bilir?

Yaşadıklarım hediyesini alacağım gün için hemen kendime çeki düzen vermeliydim. Aniden gelirse fırsatım olmayabilirdi.

“Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.”*

Ben her şeyi fark etmişken, bunca acıya tek başıma göğüs germişken;
“Katilim” için Tanrı da bi güzellik düşünecekti tabiî ki.. emindim..
Üstünde durmaya bile değmezdi artık.

Gittim!
Açtığım her kapı yürüdüğüm her yol, çıktığım her basamak biraz daha yukarı taşıdı beni.
Gitmesem bilmeyecektim. Artık biliyorum.
İyiyi ve kötüyü ayırt edebiliyorum.
Öyle kaleler yarattım ki kendime.
Şimdi o bir zamanlar yumruklarımla kanattığım taş duvarlar ağlıyor da, ben sadece tebessüm ediyorum?

GEL - GiT lerimin sonuna geldim!

Yol bitti ve en sonunda;

GİT - meyi öğrendim!

İçim kanaya kanaya güçlü olmayı, düşe kalka yere sağlam basmayı, yaşanan her şeyi sindirmeyi, kötülükleri kötüleri yok saymayı, devam etmeyi, büyümeyi, başarmayı yani eninde sonunda kendime GEL-meyi öğrendim!

Teşekkürler, sen göndermeseydin, kendime geç kalacaktım !



Cihan Hatipoğlu.

http://cihanhatipoglu.com/

http://twitter.com/cicozzzzz

Mail:
cihan@cihanhatipoglu.com
Bu yazı 11595 kez okunmuş
Yeni Yorum Yaz
DJ-Ask
1/24/2010 1:00:52 PM
Sevgiler... herkese
Alican Ozdemir
1/12/2010 3:30:19 PM
gitmekmi zor kalmakmı? giden mi kazanır oyunu kalanmı?
kendinize kalmanız dileğiyle...
MelekYuzlum
1/8/2010 10:50:47 PM
Öncelıkle Tebrık ederım kadınım!!! hayırlı olsun ılk yazın mutlu oldum snın ıcındekılerı okuyucamı gördugumde gıt ne kadarda çok seyı anlatırmıs aslındaaa yenı yazını beklıyorum delı gamze
burju
1/6/2010 12:25:55 AM
Git diyemeyişlerime yanıyorum....ve sonunda hep giden olmaktan kendimle büyük gurur duyuyorum...seninle de....

birini tanımak???ya da tanımayı istemek???ne büyük başlangıç,ne büyük vaat insanın kendisine ve de başka bir dünya...günlerce,gecelerce,haftalar,aylarca,yıllarca ve asırlar...önce görmeyi istemek,sonra görmebilmek ve en sonunda hem gördüklerine inanmak,hem de inandıklarını görmek....büyük marifet...büyük yetenek....didiklemek sonra baştan başa yaşanılanları,ya da yaşandığı sanılan onca anıyı.Önce kabukları kaldırmalı yaraların,sonra ince ince sızan o kanı durdurmalı ve sonra da bakıp sadece anlamalı;hayatının ve hatanın nerden başladığını..

Bir yerlerde okumuştum;bir erkek bir kadına GİT diyemiyorsa,kadının kendi rızası ile gitmesi için elinden geleni yaparmış....Öyle mi gerçekten???Bir düşünsene,bir saniye düşün sadece...Git dediklerine ağlamamız değil aslında en sonunda,o çok iyi bildiğin,tanıdığın,sevdiğin adamın seni hunharca göndermesine ağlıyorsun şimdilerde ve zamanında...Büyük hayal kırıklıkları değil aslında bize duvarları yumruklatan,''Allahım ben bu adama nasıl inandım''lara yanıyoruz içten içe ama gururlu ve hala inanarak..İnanmak başlına başına insanlık olgusu,yaratıcının her kuluna özenle verdiği ama her kulun özenle kullanmaktan çekindiği bir olgu çünkü....gururlusun çünkü hazan yaprağı gibi titreyen ellerin de o hunharca işlenen cinayetten arda kalan ne bir kan vardır ne de bir yara,bere...Tüm orduları savunmasız,tüm cephaneleri hoyratça elinden alınmıştır ve sen bunu bilir,anlar,görür,hisseder ama yine de susarsın çünkü sen matemin bile en güzelini yaşarsın.....

“Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.”
Sen kopardıklarına yanmazsın aslında,koparılanlara yanarsın..Sen hiçbirşeyi koparmaya kıyamazsın çünkü..Artık'lar senin için değildir aslında,sen artık'lara kadar oynamazsın,çünkü sen yaşarsın,yaşadıkça yaşatırsın..yaşadıkça,oyun oynayamaz ve perdeleri asla açamaz hale gelirsin ki senin hiç perden olmadı zaten bu hayatta.....

Her gece daha berbat gördüğün;daha vahim gördüğün...Çünkü asıl sen değilsin gördüğün...Bir gece yarısı,ansızın rüyanda ayak ucunda vicdana gelir en üzüldüğün....İşte o andır gördüğün,işte o andır asıl çözmekle yükümlü olduğun düğüm.....Düğümler teker teker çözülür,gün aşırı bir tane,bir tane daha ama asıl ipin ucundadır mesele;sen o ipe bağlı yaşamazsın aslında bilmesen de,çünkü senin vicdanın seninledir her gece ki sen aslında hiç rüya görmezsin...O sese kulak vermeyi bilesin;ayak ucunda olan o sese...Sana,affa layık olmayacağını bile bile sana gelmiştir oysa......

“Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!” *
Şimdi bi düşün.O her zaman oturduğun köşende otur ve bir sigara yak ve düşün.....Korktukların değilmi seni bugüne getiren,korktukların değil mi içindeki başka seni ansızın bir gece,bir gece daha diye diye gerçeğe döüştüren,korktukların değilmi bulanmadan,bunalmadan seni daha inanası yapan ve inandıran her kudrete....Evet hepsi,tüm korktukların......Şimdi sırf üzülmekle kalmayacaksın,zaman getikçe daha da ilerledikçe ve geçip giderken öptükçe yaralarını;aslında sen daha korkusuz olacaksın........Şimdi sırf acımakla kalmayacaksın,zaman geçtikçe vakit vuslata erdikçe ve görünce son sahneyi acımak yetmeyecek sana...Acımakla kalmayacak,belki dua edeceksin yaratıcının sana sormadan elinden aldıkları için,çünkü her hazin son ölümle bitmeyecektir aslında..........ve her ölüm hayırlı değil,başlangıçtır aslında........

“Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.”
Hüsranı sen görmeden yaşamaktadır aslında sen daha çok aynı kal,korkuna korkusuzlukla yürü ve sen daha başka güzel ol diye uzun zamandan sonra görülmektedir aslında....Sen bilmeden,vicdanın yere eğilmeden,acıdan inlemeden ve en sonunda kendine gelmeden,içinde ki o asıl seni çıkartmadan,görülmez karşıda ki hüsran..Ki onun hayatta kalışı onun için büyük hüsran kendi bilmese de aslında....Gün gelmeden,yağmur yere inmeden ve güneş yine yüzünü geceye çevirmeden anlayamaz hüsranının bedelini,anlatamaz kendine,sana,ona,bana,bıze,herkese ve herşeye etrafının nasıl bedellerle çevrildiğini...

GİT..meyi öğrendin...Çünkü sen aslında yolda yavaş yürümeyi sevmezsin zaten,çünkü sen aslında durduğun yerde duramazsın zaten,ihanetin o hain kokusu burnunun direğini sızlatınca yere düşen burnunu yerden almazsın zaten,çünkü sen çakmak çakmak yanan o gözlerinle gerçekleri görüp vicdanın her gece seninle kalsın diye uyanık kalamazsın zaten çünkü,çünkü sen uykuyu çok seversin.........

GİT...meyi öğrendin çünkü sen....Yıllar geçince üstünden,git diyemeyişine yanarsın çünkü kendinden başka hesap verecek başka çakmak çakmak göze kıyamazsın çünkü........
GOKHANKUT
1/5/2010 11:12:25 AM

Merhaba Cihan, elini attığın her işte başarılı oluyorsun, bu iştede başarılı olacağına inanıyorum... Yazında senin ve kalbinin temizliği kadar güzel olmuş, herşey gönlünce olsun sevgiler!!!...
medyacadisi
1/4/2010 11:13:14 PM
Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.

Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.
"Otur" diyen kazanıyor.

O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık,
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misâl ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lâzım,
İnadına kök salmak lâzım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde meselâ...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel!


canım benim cicozum çok ama çok güzel olmuş.. bir şarkı nelere kadir bak zimel
Nejla
1/4/2010 6:28:44 PM
şimdiye kadar okuduğum en hisli yazılarlardan biriydi... bazen gitmek, kalmaktan çok daha değerlidir.. gidilmesi gerekiyorsa arkana bile bakmadan gidebilmesin.

hayatın bir çok öğretisi var.. hergün yeni birşeyle karışılaşırız kah güler, kah hüzünlenir, kah neşelenir ve dahası... birçok şeyi sığdırız bu günlere..
tek önemli olan şey huzurlu olmak aslında

hayat ne yaşarsak yaşayalım hakedileni mutlaka sunacaktır bir gün...
yüreğine sağlık cihan'cım.. yazılarının devamını sabırsızlıkla bekliyor olacağım...

Alican Ozdemir
1/4/2010 4:54:58 PM
Açıkçası bu siteyi güzel yazıları için takip ediyorum.
Bir çok yorumum yazdım.

Şu an okuduğum yazı ise okuduklarım arasında en hisli olanlardan biri. (bir diğeri ise Işın Karaca nın yazısıydı)

Dikkatle takip edeceğim bu yazarıda...
cico
1/4/2010 12:25:16 PM
Cok cokk güzel defaLarca okudum ve herbir cümLesinin ne kdr degerli ne kadar anlamli oldugunun tadina varabildim.
Hayat acimasiz desekte , aslinda farkinda olmadan bize yaptiqi iyilikleride yok sayamayiz
Birgün hersey tersine dönecek , tüm katiLLer cezaLarini cekeecek.
Tebrik ediyorum yüregine kalemine sağlık...
nino
1/4/2010 4:00:16 AM
HOŞGELDİN

"GEL - GiT lerimin sonuna geldim!"
Gel-gitlerinin sonuna geldin,hoşgeldin...

"Yol bitti ve en sonunda;"

Yol yeni başladı bak, hayatta en öğretelimez gerçeği öğrendin. Ailenin asla öğretemediği çocuğuna ... Ve her çocuğun deneyimleyerek öğrenmek zorunda olduğu gerçeği...

"GİT - meyi öğrendim!"

Gel-meyi öğrendin. Bebeklikten yürümeye geçtiğin günlerdeki gibi korkaktı belki adımların. Yere basmanın heyecanıydı belki de korkunun asıl kaynağı.
Yürüyordun bebeğim,büyüyordun...

"İçim kanaya kanaya güçlü olmayı, düşe kalka yere sağlam basmayı, yaşanan her şeyi sindirmeyi, kötülükleri kötüleri yok saymayı, devam etmeyi, büyümeyi, başarmayı yani eninde sonunda kendime GEL-meyi öğrendim!"

Kanayan için değil, kendini içinde zannettiğin koca boşluktu, sen hep güçlüydün hatırla hiç güçsüz olmadın.
Yürüdüğün ilk günde ayakkabını eline alacak kadar yere sağlam basmıştın.
Yaşanmışlıklardan en az hasarla kurtulmayı hep sen başarmıştın.
Kötülüğe yer yoktu büyüdüğün yuvada,derslerinin arasında yalan söylemek yoktu... Kötüyü yok sayman bilmemendendi... İyiliğinin cömertliği tüm dünyaya yeter sanıyordun.
Hiç durmayacak, arkana hiç bakmayacak, devam edeceksin sanıyordum.
Yarım bıraktığımız filmin karelerini sensiz seçemiyorken ben, ansızın çıka-GEL'din! Büyümüş , güzelleşmiştin...
Kaldığımız yerden devam etmeye geldin. Hoş geldin,safalar getirdin...

"Teşekkürler, sen göndermeseydin, kendime geç kalacaktım !"
Zamansız gidene teşekkür edilemez, kabalık değildir bu aksine vakit olmamıştır. Kaldı ki sen büyüdün artık ,yetişkin bir insan kendi isteği dışında bir yerden bir yere gönderilemez,hele SEN!
SEN istedin bu yolculuğu bebeğim, adım attıkça kendine bir adım daha yaklaştın... Oyun oynamaya çıktığın parktaki sahte kalabalığı ardında bıraktığın gibi bıraktın arkanda yalanla yaşayanları... Büyüyordun her geçen gün bir başarılı adım daha atarak...
Şimdi ilk yürüdüğün günkü gibi heyecanlıyım, aynada gülen aksini görebildiğim için mutlu... Kendine bakıp başkasını görmediğin için hayatın aynasında gururluyum, seni yetiştirirken hep doğru yolu gösterebilmiş,seçimi sana bırakmış olduğum için. Ve öğrendiklerini kulak arkası etmediğin için huzurluyum. Nerde kalmıştın kuzum? Biraz daha geç kalsan telaşlanacaktım
Ablan...
1 2 3
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>

Diğer Yazıları
Dokunamam Senin Yalnızlığına! (Köşe Yazısı)
Şükürler olsun yokluğuna! (Köşe Yazısı)
Hatırı sayılır bir fincan daha ! (Köşe Yazısı)
Gittiğim yoldan gelmeni diliyorum. (Köşe Yazısı)
Beni seninle ansınlar istedim... En çok da; beni sen sansınlar! (Köşe Yazısı)
Benim adım; “Oyun Bozan!” (Köşe Yazısı)
Yol bitti ve ben gitmeyi öğrendim! (Köşe Yazısı)
1
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  

  Köşe Yazıları
Senden önce, benden sonra ve mucizeler.....
Işın Karaca
Bensiz eski sen olabildin mi...
Ece Gürsel
AŞK NEDİR
Aret Vartanyan
ŞİZO TV
Yunus Günçe
ÇOCUK PSİKODRAMASI
İstanbul Psikodrama Enstitüsü
Estetik Diş Hekimliği
Diş Hekimi Dr. Öykü Durmuşoğlu Kumral
285 Binde 1’im Benim!
Gökçe İSPİ TURAN
En sevdiğin çocuk benim. Çünkü en sevdiğim çocuk sensin!
Yeşim Coşkun
Dokunamam Senin Yalnızlığına!
Cihan Hatipoğlu
Hep Aynı Mı Ne
Devrim Saltoğlu
Doğum, ilk dördün, denge, brunch, son dördün, batım...(1)
Teoman K.
"Issız Adam" için dua
Çisel Onat
Tercihlerimiz.. İsteklerimiz.. Bedelli Hallerimiz…
Dilek Dallıağ
Akrep Burcu Erkeği ve ihtiras
Neslihan Gündüz
İki Kadın diyelim ki
Yasemin Şefik
Ben en çok beni günahsız yere terk edip gidenlere ağlıyorum.
Burcu Altın
Erkeklerden Çektiklerimiz ve Çektirdiklerimiz
Ayşe Aktepe
Çok Yakında
Duygu Çetinkaya
Takma Kafana
Pelin Öztekin
 

2yuz.com 2kadin RSS 2kadin Sağlık RSS Güncel Astroloji
2yuz.com Forum 2kadin Güzellik RSS 2kadin Sayfalar RSS Güzellik İlişkiler
2yuz.com Index 2kadin Astroloji RSS Moda Sağlık
2kadin İlişkiler RSS Röportaj İletişim
© 2006-2010 2kadin.com Tüm Hakları Saklıdır.