|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kimde kırılacak ruhumun bu başına buyrukluğu? Bir gün son bulacak mı özgürlüğüm? Bir gün biri bağlayacak mı beni görünmeyen iplerle kendine? Hiç sanmam!
Şimdi eğer sende yoksan benim nerede var olduğum önemli değil. Uçar giderim, kopar giderim her yerden, her yere…
Üzmüyor beni bu gözden çıkarmışlığım seni ve kendimi de fırlatmışlığım yaydan!
Beni bende tutamayan bu uzak durmaların, beni sende tutamayan bedelleri var! Oysa bilirsin ki, “kal” deseydin kalırdım, “dur” deseydin dururdum… Demedin mi, diyemedin mi? Ama ne önemi var? Ben geceyi tutuşturdum yine sen uyurken, ruhumla beraber… Uykum rahatsız şimdi, canım sıkılıyor üstelik ve işte yine sonu gelmeyen mektuplar; yine sana yazılıyorlar...
Benim fırtınalarımı senden başka kim anlar ve kim sağlam durur rüzgârıma senin kadar?
Şimdi aklım karışık… Olsun! İçimde ezilen bir şeyler var… Olsun! “Hayır” diyemeyişliğime kızacağım da, senin de demediklerin var! Sen bir şey demediğin için mi ya da sen nerede uyuyorsun ki? Aptal!
Senin tek kişilik olmayan uykuların var… Benim tek kişilik uykularımsa isyankâr ve arsız ayaklanmalarım var! Ruhumun tehlikeli duruşları var bir de başkalarında hâlâ! Nasıl da yoldan çıkardı beni bir anlık suskunluğun… Suskunluğun, yayına gerilmiş ok kadar fırlatılmaya gebe! Nereye düştüm kendimden? Şimdi artık bu masalı kim tutar?
Büyü bozulmaya gelmez inan. Büyülü zamanların katilidir kararsızlıklar ve içine yalan karışmışsa zaten, bir gün mutlaka ortaya çıkar. Kim kıymetini bilir ki gerçekten aşkın? Kim olması gerekeni oldurabilir ki zaten. Kim hiç ihanet etmeden ve temiz kalarak inanmaya devam edebilir ki? Aşkı öldürür insan, Tanrıyı da bu yüzden! Zavallı bağlanmışlıklara ya da kendini bağlamışlıklara mecburdur insan. Bu yüzden kurtulamaz zincirlerinden. Oysa zaman, akıp gider avuçlarından mucizeleri de alarak… Aşkı kirletir insan! Kusursuz değildir artık...
Duydum yalanlarını, gördüm hatta yakından. Şimdi benim dürüstlüğüm seni benden uzaklaştırsa da, ben en azından senin kadar olağan değildim. Her günahım da aşktan! Benim dürüstlüğüm senin yalanlarından sonra en azından! Anladığını hiç sanmam…
Yine de benim fırtınalarımı senden başka kim anlar ve kim sağlam durur rüzgârıma senin kadar?
Bak, yine sana yazılıyor bu mektuplar. Bu defa kirli bir gecenin mum ışığında ama olsun...
|
|
Bu yazı 5969 kez okunmuş
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|