|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Biraz mide bulantısı, biraz baş dönmesi, biraz ayağım kayar. Duvar saatinin yüzünden kulaklarım çınlıyor. Önce duvarlar sonra, yayılan ses dalgaları kulağıma kulağıma vuruyor.
Karnım ağrımaya başladı bak şimdi!
Fakat içimden gelen çok hareketli bir şarkı daha var. Bu gece o kadar çok şarkı söyledim ki... Ayağa kalkıp kıvırtasım var!
Hamle hamle hüzünler uygulandı birkaç saat önce geceme. Önce yüreğimin kalıbı, sonra yüzümün derisi oldukça kalın. Hüzünbaz babalar, sefil krallıklar tükürse de anlamam ben. Ah hüzünler ne kadar çok yüzsüz bu kalabalık. Ne kadar yüzsüz, yüzün...
Mide bulantısı, baş ağrısı,çanlar, çınlar,duvarlar, hareketler, hakaretler derken ruhum terk etti gitti beni. Dayanamıyor bana! Sığmıyor bu ruh, bu et yığınına. Kızar mıyım hiç? Kızmam... Herkes dilediği yerde yaşasın. Gecenin bu geç saatinde çıkamam evden, dert yanamam. İyi değilim diye İstanbul sokaklarının kötülerine bulaşamam.
Ama ruhum? O gidebilir. Ağrı sızı çekemez beni istediği an terk edebilir. Duvarlardan geçebilir. Tüm bu mızmızlanmalarımın temasını bilir, bulur ve onu korkutabilir.
O gitti... Şimdi sıra bende. Uyuma zamanı. Ruh 21 gramdır derler. Bu hafiflikle yorganın altına kıvrılıyorum. 21 gram eksik uyurum bu gece. 21 kilo ağırlıkla uyanır mıyım bilmem.... Doğru ya ben hep mutsuzdum! 21 gram sadece bakkalda, manavda olurdu. Yoksa 21 gramım daha olduğunda da ben hep ruhtum...
Bu ve diğer yazıların tüm hakları Yeşim COŞKUN'a aittir. İzinsiz kullanılamaz.
|
|
Bu yazı 1199 kez okunmuş
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|